Basit ama Etkili: Minimalist Giyim

Ludwig Mies Van der Rohe, 20.yüzyılın en önemli mimarlarındandı. Eserleri ilgi çekici olduğu kadar fazlalıklardan arınmış ve işlevsel yapılardı. Rohe, eserlerini nesillerce hatırlanacak bir cümleyle tanımlamayı tercih etti: ‘’Less is more’’ yani ‘’Az çoktur’’

Rohe’un bu sözü dünya üzerindeki tüm minimalistlere rehber oldu. Üzerinden bir asır geçti fakat unutulmak bir yana değeri daha da arttı. ’’Bir şey için gerekli en az veya en küçük miktar” anlamını taşıyan minimalizm, bir bakış açısının çok daha ötesinde. O artık değdiği her hayatın ruhunu ferahlatan bir yaşam biçimi.

Minimalist yaşamın her alanında parola basit olmak. Bu mimaride de, sanatta da, modada da aynı.  Mutluluğun da özgürlüğün de şıklığın da ortak noktası az ama öz olmaya dayanıyor. Önemli olan miktar değil kalite. Dikkat edilecek ilk nokta renk değil kumaş. Kısacası; 10 tane t-shirt almak yerine 1 tane al ama kaliteli al.

Minimalist giyim tarzın en fazla hangi stile benzetebiliriz? Belki monokrom. Tonsürton giyim her ikisinde de mevcut. Renk skalası ve kullanımı açısından da benzerlik gösterdiklerini söyleyebiliriz. Bu arada minimalist tarzda genellikle siyah, beyaz, gri, lacivert, kahverengi gibi kullanışlı renklerin tercih edildiğini de ekleyelim.

Minimalist giyimin en sadık dostu kesinlikle jean pantolonlardır. Mutlaka sırt çantana koyacağın bir jean pantolonun olmalı.  Renk, ton ve model seçimiyse tamamen sana kalmış. Kullanışlı olsun yeter.

Artık üzerinde kocaman logolar ve karışık desenlerin olduğu kıyafetleri gardırobundan çıkartma vakti. Karışık renkler yerine sadeliğe dönüş zamanı. Parolayı yeniden hatırlatalım; yalın ol ve yüklerinden kurtul!

Bitnami